Yol boyunca öksüz düzlükleri izledi.Başını cama verdi gözünü yol çizgisine dikip zaman ne kadar hızlı geçiyor diye düşünerek bir hayli zaman tüketti.Dünyayı,evreni,insanlığı,cebindeki parayı,çantasındaki yolluk dürümü,ağzındaki tanımsız tadı ve galaksileri düşünerek uyku uyanıklık ve düşler arasında bir girdapta gözlerini bir açıp bir kapayarak parasını borç aldığı arkaya yatmaz koltuğa direnerek,dışardan bakanların kafasındaki bu ışıklı gökyüzünden şüphelenmemesi için yaratılmış bedeniyle sadece nefes alıp verir bir görüntü içinde varlığını korudu.Yol bitecek gibi değildi ama bitecekti.Molalar,dur kalklar,ılık çorbalar,kapkara çaylar ve filtresiz sigaralar gözünün önünde,masasında,ellerinde,boğazında,damağında,parmaklarının arasında görünüp kaybolacak ve yol bitecekti.Öyle de oldu.
O ulu sapağa gelindi,otobüs tıslayıp yaylanarak durdu,bagaj kapağı açıldı,siyah,içi yarı dolu yarı boş el çantasını aldı ve sırtını otobüse dönüp,yürüyeceği yolu selamlarcasına eğildi,çantanın fermuarlı ön cebinden açılmamış paketini alıp doğruldu.gözlerini kısıp bakabildiği kadar uzağa baktı,gözünün gördüğü en uzak noktada sola kıvrılan bir yokuş göründü.İşte o kıvrımı dönünce eve gelinmiş sayılıyordu,tam olarak varılmıyordu ama oraya kadar gittiğin zaman vardın sayılıyordu.Oradan sonraki yolu başkası yürüyecekmiş gibi.O kıvrımı dönen herkes bir meridyenden geçer gibi yalnızlığından kalabalığına,yol boyu düşündüğü saçma sapan ve asılsız binlerce fikrin yorgunluğundan artık elle tutulur gerçekliğe geçiyordu.Bu hafifleme sayesinde o kıvrımı dönen herkes kapısından girmediği evine varmış oluyordu.Sigarasının dumanını arkasında bırakarak yürümeye başladı.Çantası hafifti,arada bir sırtına vurarak,arada bir el değiştirerek,durup dinlenmeden yürüdü,hava kararmadan eve varmış olmalıydı.Uzunca bir süredir konuşmamış olmanın şaşkınlığıyla ıslık çaldı,türkü söyledi,kendi kendine mırıldandı,çocukluğundan bir kaç anı seçip gülümsedi böylece eve dönen kıvrıma kadar geldi.Eve biraz daha vardı ama eve varmıştı.Yolun sağından solundan kiremit çatılar timsah dişleriyle gökyüzünü ısırıyordu.Dumanlar yeni grileşmiş henüz kararmamıştı.