25 Aralık 2014 Perşembe

düşenler

kırık 
yarım
biçare
kapındayım
sen diye sarılıyorum sensizliğine.

kollarımın ulaşabildiği yerde dur
ellerimin değebildiği
gözlerimin sevebildiği
yüreğimin atabildiği yerde dur
elini vicdanıma koy
duyacaksın 
sensiz sessizliğini 
zavallının.

7 Kasım 2014 Cuma

Dost ve Düşman
Mağrur bir komutan,
Asil bir kısrak,
Buğdayını sırtlamış bir karınca,
Zaman.
Elleri avuç içinde,
Önü ilikli,
Beli bükük,
Ve birçare,
İnsan.

10 Haziran 2014 Salı

ayrılık

ankara'nın en kurak denizinde
rıhtıma ağlayan bir gül bıraktım.

hava galiba soğuktu
yolun karşısı çok uzaktı
zaten gözlerim de kördü
üzerimde ne vardı
her yer neden bir kırmızı bir mavi
ve galiba
taksici seni benden ayırmaya yeminliydi.

mevsim var mıydı o an
hangi iklim peydahladı resepsiyon masasındaki o çiçeği
ve ben bu haldeyken
insanlar nasıl oluyor da
neyim olduğunu sormak yerine
hiçbir şey olmamış gibi
elma satın almaya devam ediyorlar
yandaki pespaye manavdan

kaçıncı kata çıkıyordum ben
saat kaç
saat seni ben geçiyor
ve Dali müzesi iç organlarım.

gece
ağır bir ceza gibi boynuma asılıyor
ben bugün burada kalacağım
gidemem bir yere
ayaklarım sözümü dinlemiyor
iyi de ediyorlar
sözümü dinleseler arkandan koşup
yetişemeyecek
-tim.

fakat etim ve iskeletim
bu şehrin krem rengi otel odalarını
bu şehrin bu dünyaya ait olmayan çocuklarını
bu şehrin o veya bu sebeple seviliyor olmasını
iki saat on yedi dakika sonra
ikinci sınıf bir otobüs seferiyle
terk edecekler.


uyandım çocuğum
kabusmuş gördüğüm
içim dışım sensiz
hep kördüğüm.

28 Nisan 2014 Pazartesi

mavi vapur

simsiyah iki kalbe dönüşümüz
güneşe karşı duruşumuz
senin saçlarının kalbime sarılışı
ellerimin titreyerek dokunması gülüşüne
masmavi bir vapurun limanı terk edişi gibi.

ak köpüklere el sallayan yalnızlığımız
ikimizin yalnızlığı
seni beni kahreden
ağız dolusu küfrü hakeden yalnızlığımız
ve yalınlığımız
sevdikçe yalın oluşumuz
el ayak çıplak buz gibi bir geceye varışımız
masmavi bir vapurun  batışı gibi.

16 Nisan 2014 Çarşamba


çiçek

gülüşün
yaralar açıyor
nasırlı ellerimde.

gülme demiyorum,
bensiz gülme.


13 Nisan 2014 Pazar

düşler ülkesi

ellerin
gözlerime
değdi değeli
viraneyim.

bir akşam serinliği isterim
ulu bir ağaç olmasa da olur
iki dallı bir vişne ağacının altında
tahta bir sandalyede
ayaklarım çıplak toprak sıcak
yüzümü mavilere kaldırıp
güneşin göz kapaklarımdan sızma çabasını düşlerim,
ve elimi dizine koyduğumu
güneşe, serinliğe
mavilere ve toprağa
değer gibi değdiğimi sana.

yaprakları dinlerim
toprakla ayaklarımın dansını
tahta sandalyenin kurtlarını
uzaklarda sevdiğini arayan bir kumru kuşunu duyarım
düşlerimin içine düşerim
sonra
sesin susturur her şeyi
sadece iki kalbin ağır aksak atışı kalır geriye.

gözlerin
sözlerime değdi değeli,
deliyim, divaneyim.



26 Ocak 2014 Pazar

Ellerimiz

elleri karanfilden mürekkep
denize dokunuyorlar
karanfil mavi oluyor
karanfil kokuyor deniz.






9 Ocak 2014 Perşembe


İyi Adam
umut dolu olan ne varsa
geleceğe ait gelmesi beklenen

ne varsa aşka ve hayata ait
kuşandığımız 
bizi kuşatan.

süregelen çığlıkları gölgeleyen ne varsa
kutsal bir özlemi özleten

ne varsa dostluğa ve ihanete ait
kör bir bıçak
durmadan kanatan.

kış güneşinin batışına ait ne varsa
varlığı yokluğu yok eden

ne varsa sana bana yakışan
usta bir şair
sureya'yı ağlatan.

''Sureya Cemal'e''







4 Ocak 2014 Cumartesi

İstek
anne
beni yeniden doğur
ama bu defa
kır çiçeklerinin bezediği bir dağ yamacı olayım,
kötü ve karanlık nedir bilmeyen çocukların
ayakları altında
ezileyim.

Sadakat
rüzgarları aldın koynuna da beni almadın
beni rüzgarlarla aldatan masumiyetine
bin selam.


Bulut
yapraklanıp çiçeklenip soluyor bulutlar
bir şey anlatıyorlar
dillerini bilmiyoruz.

sevda çiçekleri derliyorum sana
sevda sözcüğünün yasak olduğu topraklarda
sözcüğün toprak koktuğu ölümler istiyorum
ve mutlak aşığım.
ve bembeyaz bir bulutum.







Gitme
giderken bıraktığın bakışa vuran aydınlık
bilsen ne kadar neşterdi.