17 Haziran 2013 Pazartesi


El Emeği Göz Nuru
Değil mi ki
Çiğnenmiş
İnancın en seçkini

Değil mi ki
Yoksullar
Mutluluktan habersiz

Değil mi ki
Ayak altında
İnsanlığın onuru
Ezilmiş
Hor görülmüş
El emeği göz nuru

Değil mi ki
Korkulan
Dili bağlı sanatın

Değil mi ki
Çılgınlık
Sahip çıkmış düzene

Değil mi ki
Kötüler
Kadı olmuş yemene
Doğruya doğru derken
Eğriye çıkmış adın

William Shakespeare


15 Haziran 2013 Cumartesi


Tasvir
demir kapıdan bir karanlık giriyor içeri
güneş
başka bir sahil kasabasını uyandırmaya gidiyor.
akşamın üstüne siyah bir tül çekerek.

sokak başından bir adam geçiyor
karanlıkta beli belirsiz
sigarasının dumanı.

pencerede duruyor fesleğen kokulu bir kız
adam bundan habersiz.

limon çamı kokuyor umutlar
keyifler ne yerinde
ne de isyan edebiliyorlar.

bu yerin insanları yersiz üzülüp
yersiz gülüyorlar.

ufak tefek tarlada
emeğinin hesabında ufak tefek bir adam
eli belinde boylu boyunca bakıyor tarlaya.

büyüyen çocuklar aşkına
bire bin ver diyor
üç beş yetmeyecek.

hayatını yazsa destan olur
konuşup rüsva ediyor kendini
iki salkım kadehin başında bir başka adam.

konuştukça umutlanıyor
yarının yeni bir gün olacağına dair.

perde ucundan izliyor yolu
gözleri mercan
saçları belinde bir kadın.

mutlu bir çift ışık görünecek birazdan
kadının güneşten aydınlık yüzünde.




5 Haziran 2013 Çarşamba

Terslik
seni
bana yazan
beni
buraya
seni
oraya
ikimizi
hasrete,

hasreti
gökyüzüne
yazmış.

23 Mayıs 2013 Perşembe


Tuna
beraber
rüya trenlerine biniyoruz
ağır
kendinden emin

beraber
adımlarımız adsız
yürüyoruz
yürüyoruz
varamıyoruz

beraber
durmak bilmeden yaşıyoruz
telaşımız bile var
sen okula
ben işe

beraber
adını koyuyoruz
adı duyulmamış bir sevdanın
sır desen değil
bilen de yok bir yandan

beraber
bulutları beyaza
denizleri maviye
yaprakları yeşile
boyuyoruz
doymuyoruz

beraber
seni sen
beni ben
olmaktan alıyoruz
yarayı tuzluyoruz
gülerek.



13 Mayıs 2013 Pazartesi

Tuzak-3
Ellerin
Yüzüme değdiğinde,
Zaman nihayete erecek.

Yeni bir
Yüz yıl başlayacak.


9 Mayıs 2013 Perşembe


İllegal ölü-yorum
nefessiz kalıyorum.
duyumsadığım şuan
ve
deli gibi merak ettiğim bir sonraki an arasında;
varlığımın yok oluş hızını sezi-
yorum.

hırçın kesikler ve baş harflerle dolu
bir agaç oluyorum.
-belki çığlık çığlığayım acıdan
-belki bir agaç bile değilim
-belki gülesim geliyor
-Size ne?
her ne karın ağrısıysam işte;
toprağı daha sıkı sardığımı adım gibi bili-
yorum.

kelimeleri tek tek çizilmiş
okunaklı bir şiir oluyorum.
yine şiirim
yine dizelerim var
yine kağıt kokuyorum
kimin umurundaysa artık;
okundukça kanı-
yorum.

vedanın ağlatacağı bir istasyonda
kendine iyi bak oluyorum.
gözlerin merhaba
ellerin elveda
üstün başın seni hep sevdim oluyor;
ben yasal ölümümden yıllar önce illegal ölü-
yorum.

8 Mayıs 2013 Çarşamba


Atlas
Ne kadar koşarsam
O kadar endişe doluyor
Adını söyleyemediğim ne bileyim ne şehrinin otel odaları.
Ben onun gözüyle dudağının arasına koşuyorum
Rüzgarlara söve söve
Güneş üstüne alınıp batıyor erkenden.

Saklandığı yerden çıksın diye
Tatlı dilden anlamayan ayrılığımız
Yataklarımızda kıvrılıp uyumasın diye
Elim
Ellerim
Dünyayı itekliyoruz
Her gece düşlerimde.
Daha hızlı dönsün diye
Saçlarının uzayışını seyredemeyeyim diye
Yavaş dönen dünyayı.

Aklım aldığı kadarıyla,
Gördüğüm kadarın saydığım kadarını ölçtüğüm kadarıyla,
Diyorum ki
Dünya ben koşamıyorum artık,
Çok özledim koşamıyorum.
Sen az ilerden sola dön
Orada bekliyor seni ela renkli gözyaşları bir fenanın.
Dünya dar geliyor bu yol izahına
Az ileriden geri dönüp bakıyor bana
''Burada gözyaşı yok zat-ı biçare''
Peki
Ne var?
''Yaş-ıvar ela gözlü bir fena rengin.''
Düşüyorum sonra.

Ben koştukça
Düşüyorum.
Ben düştükçe
O üşüyor.